Gönderen Konu: Birbirinize kötü lakaplar takmayın  (Okunma sayısı 121 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Sunguroğlu

  • Süper Moderatör
  • ******
  • İleti: 5.212
  • BAKMA SUSKUN DURDUĞUMA DAĞLARINDA SESİ ÇIKMAZ
    • Profili Görüntüle
    • sidre
    • E-Posta
Birbirinize kötü lakaplar takmayın
« : 26-Eylül-2011, 12:28 »
Lakapları insanlara, genellikle ebeveynleri değil, kendileri ile iç içe yaşanılan diğer insanlar koyar. Ancak İslâm şuuru taşıyan mü'min gönüllerin bu konuda da hassas olmaları ve mü'min kardeşlerini madden ve manen yaralamamaları, aksine azim, şevk ve saadet aşılayıcı olmaları gerekir. Kötü bir lakap, belki manevî yaraların en derini ve en uzun süreni, hatta hiç kapanmayanı olabilir. Kötü lakap, daha ziyade alaycı, küçük düşürücü çerçevede olandır.

Bu sebeple Zikr-i Hakîm'de şöyle buyrulur: "Ey İman edenler! Bir topluluk, bir başka toplulukla alay etmesin. Belki de alay ettikleri topluluk onlardan daha hayırlıdır.

Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki alaya aldıkları kadınlar kendilerinden daha hayırlıdır.

Kendi kendinizi imalı sözlerle ayıplamayın, küçük düşürmeyin.

Birbirinize kötü lakaplar takmayın.

İman nûruna kavuştuktan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir.

Kim böyle yapar, tevbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir." [Hucurât 49/ 11]

Dikkat edilirse âyet-i kerîmedeki hitap iman edenlere, İslâm'a gönül verenleredir. Rabbimiz, İslâm'a gönül verenlerin, gönül verdikleri İslâm ahlâkıyla da ahlaklanmasını istiyor.

Hiçbir topluluğun diğeriyle alay etmemesini emrediyor ve kendileriyle alay edilenlerin alay edenlerden daha hayırlı olabileceğini haber veriyor. Çünkü en azından alay edenlerde İslâm ahlâkına yakışmayan alaycı tavır vardır.

Çünkü yaratan insanı her yönüyle biliyor. İçiyle, dışıyla, iç dünyasında yaşayan duygu ve fikirleriyle, niyetleriyle ve daha nice yanlarıyla, yönleriyle... İnsan gibi sadece dışa aksedenlerle değerlendirmiyor, şekillerin, makam ve mevkilerin, dünya malının tesirinde kalmıyor, zaaflarının esiri olmuyor...

Kadınlara ayrıca dikkat çekiliyor

Lakaplandırma konusunda kadınlara ayrıca işaret ediliyor ve onlar ayrıca uyarılıyor. Çünkü küçümseme, alay etme, dış görünüşe ve şekle dikkat etme, dedi-kodu yapma ne yazık ki onlarda daha yaygın. Alay ve dil uzatmalardan en çok tesir alan, yaralanan da onlar. Bu gerçek gözden ırak tutulmamalıdır.

Çocuklara özellikle dikkat etmek gerekir

Bir çocuğa boyu kısa olduğu için "Bücür" veya "Bastıbacak", zayıf olduğu için "Kılçık, Sivrisinek", yaramazlık yaptığı için "Terörist" veya "Püsküllü Bela", kilolu olduğu için "Fıçı" dendiğinde o çocuğun hissedeceği duyguları düşününüz. Sadece çocuğun da değil annesinin, babasının, kardeşlerinin ve sevenlerinin duygularını hesap ediniz...

Çocuklarınızın başkalarına kötü lakaplar takmasına, arkadaşlarını hoş olmayan lakaplarla anmasına da fırsat vermeyiniz. Ateşleri yangına dönmeden söndürünüz...

İslâm insanı her çağında ve her yerde adım adım takip eden ve onun her durumda hayırlı, iyi, ahlaklı, faydalı ve mesut olmasını isteyen bir nizamdır. Bu tür çirkinlikleri de reddeder.

Allah Resûlü'nün; "Seyfullah", "Esedullah", "Humeyrâ", "Zâtünnıtâkayn", "Ebu Hureyre" gibi güzel lakaplar taktığı, lakapların içine sevgisini, yakınlığını, takdirini, teşvikini yerleştirdiği ve ashabıyla onların da hoşuna gidecek bir şekilde latifeleştiği bilinmektedir.

O, hiçbir mü'mini kötü lakapla lakaplandırmamış, önceden konan birçok kötü lakabı da değiştirmiştir. Verdiği isimler ve lakaplar, o sahabeler için Allah Resûlü'nden bir nevî manevî miras olmuştur. Bu alanda hadis, siyer ve tarih kitaplarında nice tatlı hatıra vardır... Bu güzelliklerin talibi olunuz.

Hadis-i şerifte de buyruldu ki:

"İnsanlarla alay edene, Cennetten bir kapı açılır, "haydi gir" denir. O da, telaşla gelir, fakat kapı hemen kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. O yine üzgün olarak kapıya gider. Kapı yine kapanır. Bu durum, defalarca tekrar eder, artık, gel denildiği halde, gidemez." [Ebu Davud]

Ayet-i kerimede: "Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın." buyrulmuştur. Lakap; bir kimseyi övmeye veya yermeye işaret eden asıl adının dışındaki isim veya sıfattır. Yermek için söylenen lakaplar kötü lakaplar olduğu için yasaklanmıştır. Övgü ifade eden lakaplar ise dinimizce yasaklanmamıştır. Hz. Ebû Bekir'in Sıddîk, Hz. Ömer'in Fârûk, Hz. Osman'ın Zinnûreyn lakaplarıyla anılması gibi. Ayrıca lakap, küçümseme ve kötüleme kastı olmaksızın bir kimsenin tanınması için söylenmiş, söylenen kimse bunu işittiği zaman kızmıyorsa bunda bir beis yoktur.

Dikkat!

Ayeti kerîmede en çok dikkat edilmesi gereken inceliklerden biri, "Kendi kendinizi imalı sözlerle ayıplamayın, küçük düşürmeyin" buyruğudur. Burada "kendinizi" ifadesinden murat "birbirinizi"dir. Bu buyruk; "îmalı, alaycı fısıltılaşmalarla, sözlerle birbirinizi ayıplamayın, küçük düşürmeyin," demektir. Bu âyet-i kerîmede mü'minler bir bütün, bir beden kabul edilmiş, birbirlerini ayıplamaları, küçültmeye çalışmaları, kendi kendilerini ayıplamaları, küçük düşürmeye çalışmaları, küçümsemeleri sayılmıştır. Bu inceliğe ayrıca dikkat edilmelidir.

Kötü lakap takma yasaklanmış ve kötü lakap takma gibi çirkin bir fiil, İslâm ahlâkına zıt sayılmıştır. İslâm'a gönül veren bir insanın, iman nuru taşırken fasıklıkla adlandırılacak bir davranışta bulunmamasının gerektiğine dikkat çekilmiş, çirkinlik; "İman nûruna kavuştuktan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir" buyrularak vurgulanmıştır.

Böyle yapmanın tevbeyi gerektiren bir zulüm olduğu beyan edilmiştir. Bu zulüm, her zulüm gibi iki yönlü bir zulümdür. Hem karşısındaki mü'min kardeşine zulüm, hem kişinin kendisini günaha sokarak kendi kendisine zulümdür.

Ticari kabiliyeti sebebiyle "Yahudi", efevârî tavırları sebebiyle "Mafya", ara sıra burnunu çekme tiki olduğu için "Enfiye" veya "Sümüklü", başka sebeplerle; "Deli, Kopuk, Çamur, Çatlak, Çıban, Bayat, Bezgin, Asalak, Gavur, Gedeş, Çarpık, Yamuk, Zennûbe, Zilli, Zurna, Çırlak, Çakal..." diye lakaplandırılanları gördük, duyduk. Örnek olarak zikrettiğim bu lakaplardan daha çirkin lakapların olduğu, bu satırları okuyanların bildiği bir gerçektir.

Burada lakapla ilgili bilgi verme ihtiyacı duymamızın asıl sebebi, lakabın da bir nevî isimlendirme olduğu ve kişi üzerinde ciddî tesirinin bulunduğudur. Rabbimizin kötü lakaplandırmaya rızasının olmadığının açık ve net beyanıdır. Kötü lakaplandırmaya rıza göstermeyen Rabbimiz elbette ki, kötü isme de rıza göstermeyecektir. Kötü lakap onur kırıcı, vakar zedeleyici, şahsiyet yıpratıcıdır. Kötü isim de böyledir.

Küçük yaşlarda çocuklara konan geçici veya kalıcı bir sürü lakap vardır. Bu lakaplar çocuk üzerinde derin izler bıraktığı gibi kendisini çirkin lakaplarla lakaplandıranlara karşı da kin ve öfke oluşturur. Çocuk çok defa büyüyünce onları affetmeyecek, hayırla yad etmeyecek, onlardan gelen doğrulara yaklaşmayacak, onlarla beraber olmaktan hoşlanmayacaktır...

Şerafeddin Kalay
Milli Gazete

Yarabbi ilmiyle amil olan halislerden kıl bizi...Amin!

Çevrimdışı Ay Işığı

  • Usta üye
  • *****
  • İleti: 791
  • Bir rüyadır hayat.Bir bakmışsın ki; rüya bitmiş...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Birbirinize kötü lakaplar takmayın
« Yanıtla #1 : 04-Aralık-2011, 21:19 »
BİRBİRİNİZE LAKAP TAKMAYIN

Lakap,övmeye veya kötülemeye işaret eden isim veye vasıftır.Kötülüğe işaret eden lakaplar çirkin lakaplardır.Ayet-i kerimede geçen "nebz" kelimesi kötü lakap takmak manasına olduğu için kötü lakapla çağırma yasaklanmıştır.Yoksa karşıdakinin haline uygun övgü ve saygıyı ifade eden güzel lakapları kullanmak yasak değildir.

Hz. Peygamberden (s.a.v.) rivayet edilmiştir ki:"Müminin mümin kardeşi üzerindeki haklarından birisi de onu en sevdiği ismiyle çağırmasıdır."Onun için künye koymak sünnetten ve güzel hareketlerdendir.Hz. Ömer(ra.) "Künyeleri yayın;çünkü uyarıcıdır."demiştir.Mesela Hz.Ebubekir "Atik" ve "Sıddik",Hz. Ömer "Faruk", Hz. Hamza "Esedullah",Hz. Halid b. Velid için de "Seyfullah" lakapları kullanılmıştır.

Böyle güzel lakaplar milletlerin hemen hepsinde var olagelmiştir.Fakat mümini gücendirecek ve ayıplayacak lakaplar kullanılmamalıdır.İmandan sonra bu yasaklanan hususları işleyenler,fısk yapmış ve böylece kendilerine fasıklığı uygun görmüş olurlar.

Halbuki imandan sonra "fasıklık" veye "fısk" ile anılmak ne fena bir anılmadır.Bundan dolayı bir mümin bunu ne kendine ne de kardeşlerine uygun görmemelidir.Her kim bu yasakları çiğner de tövbe etmezse zulüm işlemiş olur.Böylece itaat yerine isyanı koymuş,imandan sonra da "fasık" adını takınmış ve kendini azaba layık kılıp nefsine yazık etmiştir

Ailem Dergisi
Penceresi kadar düşer, bir eve ayın ışığı...

Etiket Bulutu


 


Birbirinize kötü lakaplar takmayın Konusuna Ait Benzer Konular

Kötü ahlak nedir, kötü huy nedir
Kötü ahlâk nedir, kötü huy nedir? Kötü huyun tarifi, kişiye göre, topluma göre, inanca göre değişir. Meselâ, Hıristiyanlıkta, ş... Devam...

Gösterim: 1305 - Yanıt: 5 - Başlatan:SİTARE
En iyi ve En kötü
Amellerin en makbulü, yapmasına insanların zorlandığı amellerdir.Dünya metaının (nimetlerinin) en hayırlısı, saliha bir hanımdır... Devam...

Gösterim: 186 - Yanıt: 3 - Başlatan:Reyyan
Dört kötü huy
Dört kötü huy!..Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Kötü ahlâk olan şu dört şeyden vazgeç: 1- Çok mal toplayıp, yememek. 2- Hiç ölm... Devam...

Gösterim: 123 - Yanıt: 2 - Başlatan:SİTARE
Bir insan için en kötü beş şey
Bir insan için en kötü beş şey* Haram yiyenlerin, bütün azaları istese de istemese de, günah işler. Helal yiyenlerin azaları ise... Devam...

Gösterim: 45 - Yanıt: 0 - Başlatan:devrekli
Kötü Ahlak Ve İlaçları
KÖTÜ AHLÂK VE İLÂÇLARI Müslümanın herşeyden evvel kalbini temizlemesi lâzımdır. Çünkü, kalb, bütün bedenin reîsidir. Bütün uzvla... Devam...

Gösterim: 32 - Yanıt: 0 - Başlatan:Feyza

1304013040 Bedizzaman Said Nursinin eserleri en byk kaynaklardandr.

Bediuzzaman Said Nursi Hazretleri Risale-i Nur Kulliyatinda ok iyi anlatiyor, mutlaka okuyun, bu kitaplari bitirenler asrimizin en buyuk alimleriyle dahi yarisabilirler. cagimizin en buyuk eseri Bediuzzaman Said Nursi Hazretlerinin Risale-i Nur Klliyatidir. Anlamasaniz dahi mutlaka okuyun, ruhunuzu ve kendinizi gzelletirir manevi sirlar barindirir, En az 1 kere okuyun sonraki okumalarinizda anlayacaksiniz.

-Gen kizlar guzellesmek icin cok yuksek paralara guzellik kremleri almalarina hic gerek yok, gunde yarim saat Risale-i Nur kulliyati okusalar uzerlerine inecek Nuru farkedeceklerdir.

-Ayni ekilde ilahiyat fakltesi okuyamadim diye uzulmenize hi gerek yok , bu eserleri okuyun en az ilahiyat bitirmis kadar gunumuz gerekli ilimlerine sahip olursunuz.

-Gunumuz meselelerine ait tum cozumleri Risale-i Nurlarda Bulacaksiniz ,Mutlaka okuyun ,faydalanacak ve faydalandkcada dahada kalp gozunuz gerceklere aclacak tipki bir tilsim gibi.

 

Yasam-ve-insanlar-din.phtml">DinYasam-ve-insanlar-din.phtml Yasam-ve-insanlar-din.phtml